Aşkın yıl dönümü

İlk kez sevmek sevilmek…
2011 Ocak ayı hatırlarmısın ne kadar da heyecanlı ve bol sohbetli geçmişti. Hayatımda ilk kez bu kadar heyecanlanıyordum. Sabah senin mesajlarınla uyanıp akşam senin mesajlarınla uyuyordum. Aramızda belkide tam anlamında birşey yoktu ama ben bu durumdan çok memnundum. Senin bana şarkı göndermelerin yazılar yazmaların çok hoşuma gidiyordu. Hele o kıvırcık saçların yok mu kızma ama ben sana o zamanlar kıvırcık marul diyodum. Devamlı aklımdaydın sürekli sayfamızı kontrol ediyodum. Acaba yeni bişey yazmış mı acaba ne demiş ne yapmış felan filen. Hele bide o resimlerini incik pinçik incelemem yok mu. Acaba o kim bu kim bura nere. Sürekli bi düşünmeceler. Sürekli bi hayaller. Acaba şu sokakta onunla yürüyebilir miyiz? Yazmak yazmak yazmak sürekli konuşmak senden haber almak beni merak etmen çok hoştu. Ben eskişehirdeydim sen antakyada. O soğuk şehirde sokakta yürürken bile sana cevap vermeyi ihmal etmiyordum. Hatırlıyorum parmaklarım o kadar çok üşümüştü ki artık hareket ettiremiyordum. Yeterli sayıda yatak olmadığı için annemle yatıyorduk. Geceleri senle sürekli yazışarak geçiyordu. Annemde benim eski telefonun sesinden rahatsız olup söylenip duruyordu. Bense o uyandığında uyuyomuş gibi yapıyodum. Ee tabi biraz adrenalin oluyordu. Bi gece uyuyamadım kalktım  pencereden baktım o soğuk şehre çok fazla kar yağyodu. Seni düşündüm. Acaba ne olcaz nasıl devam etcek. Acaba beni arkadaşı gibi mi görüyo. Sadece vakit geçirmek için mi sürekli benle ilgileniyo. Sonra korktum ve dedim ki “ama ben ondan hoşlanıyorum” nolcak bu durum. Bişeyler olmalı. Ve henüz birlikte biyerlerde oturup konuşmuşluğumuz yok. Sadece karşılaşınca biraz ayak üstü konuşmalar. Bu kadar. Bole ben nasıl emin olabilirim ki benden hoşlanıyor diyebilmeyi. Ve sonra bigün sen bana pinhaniden “yitirmeden” şarkısını gönderdin. Ben o şarkıyı defalarca dinledim dinledim dinledim. Hiç bıkmadan usanmadan. Sözler sanki banaydı. İlk sevgilin kendi solunda….durup düşünmeye zamanın olur mu … Yitirmeden anlamaz insan…bu şarkıdan sonra anladım sen de bana demek istiyosun ama cesaret edemiyorsun. O halde biri artık adım atmalı. Çok düşündüm acaba ben söylesem mi senden hoşlandim. Sonuçlarını düşündüm ya herkese yayılırsa ya red ederse ya gülüp geçerse. Peki ya o zaman ne yapacaktım? Çok sordum çok düşündüm. Kaç defa yazdım yazdım sildim. Sonra bazen pişman oldum keşke o gün söyleseydim de kurtulsaydim dedim bazen de iyi ki göndermemişim. He bide biz çok atışıyoduk. Pekte anlaşamiyoduk sanki. Sen her dediğime bi karşı çıkıyodun sonra ne yapıp edip unutturuyodun. Devamlı mevocan mümu diyip duruyoduk. Bu mümu sözü bana hem garip hemde zor geliyodu. Bi şarkı vardı. “Günaydın sevgilim ne güzel birgün öyle değil mi” diye hep sana günaydın sevgilim diyebilmek istiyodum. Hayal ediyodum birgünde öyle yazsak diye. Aslında hiç olmadı…bak aklıma ne geldi sen teee o zamanlar bana diyodun Seninle okulda en az bi geziye gitcez diye. Ben hep gidemeyiz diye düşünüyodum. Ve 29 ocak oldu. O sabah yine yitirmeden şarkısını dinledim. Öğleye fln dışarı çıktık bizimkilerle. Akşama ankaraya dönüş vardı. Çarşıda el yapımı tahta araba gördüm. Çok hoşuma gitmişti. Sana onu almak istedim niye bilmiyorum eskişehir hatırası olsun istedim. Ne diyipte verecektim orası meçhul. Yanımdakilere ne diyecektim kime aldım fln. Sonra neyse eve dönüşte tekrar bakarım alırım dedim. Gezdik gezdik ama dönüşte tekrar ordan geçmedik çok üzüldüm. Keşke alabilseydim. Eve geldik herkes dönüş için hazırlanıyo ben internet bulmuşken senle internette yazışıyorum. Bi muhabbet olmuştu ben demiştim sana benimle niye bu kadar konuşuyosun sende senin yazdıklarını beğeniyorum ben yanlış anlamıştım acaba gönül eğlendirmek mi? O akşam kocaman resim yapmıştın.
‘ mevocanın yazdıkları itinayla beğenilir’ die. Ve bunu profil resmin yapmıştın. Bu benim çok hoşuma gitmişti. O zaman beni ciddiye aldığını anlamıştım. Yola çıktık tabi ki trende telefon çekmedi haberleşemedik. Gece tekrar konuşmaya başladık. Artık içimde bi sorun haline geldi bu durum. Mutluluktan çok sıkıntı vermeye başladı ne olacaksa olsun dedim. Yazıştik yazıştik…nereye kadar dedim. Rezil olursam olayım dedim. Dünyaya bi daha mi gelcez eğer yanlış bisi yaparsam unutulur gider. Kötü bişey mi sevmek. Hem hayatımda ilk defa bu kadar emindim. Senin o bitmek bilmeyen ve artık rahatsız eden “beni niçin ekledin” soruna cevap verip kurtulmak istedim. Ve yaptım bi delilik söyledim bir çırpıda. SENİ SEVDİM…. o kadar utandım ki naptım ben nasıl söyledim rezillik diz boyu. Ama şu var ki iyi de olsa kötü de olsa ohh be rahatladım. Senin bana tepkin içtin mi sen… Evet hemde aşk şarabı. Şunu hiç düşünmedim acaba hayatında biri var mi veya birini seviyo mu. Bilmiyorum Allah hiç düşündürtmedi. Birlikte o gece güneşin doğuşunu bekledik sonra ben uyuyakaldim ve uyandığım da bir bildirim istek mutlu umaroglu sizi facebookta ilişkisi var olarak ekledi kabul veya red… Düşündüm ve kabul ettim. Acaba niçin gece böyle bişey yapmadı… 30 ocak sabahı biraz değişik geçti her zaman ki yazışmalarimizdan farklıydi biraz tedirginlik vardı. Sanki bi sorumluluğun içine girmiştim. Ama hiç alışkın olmadığım bi durum. Senin ankaraya gelmeni bekledim. 9 şubat nasıl gelecekti. Daha 10 gün vardı. Tabi ki yüzyüze görüşmek istedim. 14 şubat geliyodu. Hediyeni aldım. Bu anlar unutulamaz. Buluşma günü geldi. Beni istasyondan almaya geldin. Sarılıdım. O kadar değişik geldi ki bi zamanlar hayal kurduğum konuştuğum insana bugün sarılıyorum. Biraz yürüdük ve elimi tuttun hayatımın en mutlu anlarıydi. Sana sordum önce niçin sen söylemedin die rededilme korkusu varmış. Söylemek istemişte ya rededersem die söyleyememiş. Eğer ben söylemeseydim birkaç gün sonra buluştuğumuzda söyleyecekmişsin. Ben bunları duyunca bi yandan keşke söylemeseydim dedim acaba nasıl olcakti? O gün ‘aşk tesadüfleri sever’ filmine gittik tee ne zamandan ayarlamıştik. Herşey çok güzeldi. Eve gitme zamanı geldi. Sen hala resim çekiyosun. 3 yıl böylece gelip geçti. Çok kez ağladik güldük bağladık. Birimize kızdık sevdik. İlkleri yaşadık. Birbirimizden çok şey öğrendik. Seninle herşey paylaştık maddi manevi. Birlikte depresyona girdik en berbat anlarımız oldu en güzel kıskanılacak anlarimiz oldu. Gezmelerimiz oldu. Tembelliklerimiz oldu. Birbirimizin sevmediği yanlarımız oldu. Bu 3 yılda neler mi değişti? Belki birbirmizin hayatını çok değiştirdik. Beraber renklendik. Sen mezun oldun zor günler geçirdik. Kimi zaman benden çoook uzaklardaydin. Bi haberle sen işe girdin herşey bi anda oldu. Çok sevindik. Beraber elimizden geldiğince şehir şehir gezdik. Hatta şarkımizdaki gibi kafa nereye biz oraya yaptık. Çok güzel günlerdi. Çoğu zamanda saçmaladık. Amaçsızca kilometrelerce yürüdüğümüz anlarda oldu. Hiç yorumladık el ele tutuştuk mu dünyayı bile turlayabilirdik. Çılgın alışverişlerimizde oldu birbirimizi deli ettiğimizi. Ama bak ne güzel iyi ki yapmışız bunları bende bi güzel anlatabiliyorum. Ankarada gezilmedik yer bırakmayalım dedik ama bu hala devam ediyo. Onbinleri aşkın resimler çekildik. Artık saklayacak yer kalmıyo. Olsun olsun ben memnunum. Sana çiçek aldırma çabalarım sürdü. Heyy pikniklerimizi unutmuyorum. Güneş bi açsın hemen ilk bulduğumuz yeşilliğe çöküp bişeyler yememiz. Çimler iyidir. Kar yağdığinda sana kardan adam yapmayı öğretmiştim seymenler parkında. Ee tabi sen akdeniz çocuğu ben karadeniz çocuğu. Aslında zıt ama olsun işte birbirimize bilmediklerimizi öğretiyoruz. Sen bana yüzmeyi öğretmeye çalıştın. Ama ne yazık ki ben bi türlü derinlik korkumu yenemedim. Şunu öğrendim artık birazcıkta olsa ilerliyebiliyorum. Rafting yaptık daha da istedik olmadı. Ya daha o kadar çok anlatcak şey var ki kelimeler yetmiyo. Çok şükür ki bunu diyebiliyorum. Çok şükür ki 4. Yılımıza başlıyoruz. Daha çok hayallerimiz var. Umarım inşallah hepsini gerçekleştirebiliriz. Daha birbirimize söz verdik birlikte mutlu huzurlu bi yuvamiz olcak. Yüreğimizdeki aşk kokusu hiç solmasin iyi günler görelim. 4. Yılımız kutlu mutlu huzurlu aşk dolu olsun sevgilim. Seni çok seviyorum. İyi ki varsın. İyi ki sevmişiz birbirimizi.
Sevdiğim
Sevdiceğim
Tek seveceğim
Deniz gözlüm
Sallama çayım
Kestane pürem
Bitanem
Aşkım
Hayatım
Değerlim
Kıymetlim
Özelim
…..
Beraber nice güzel yıllara

daha erken

Hayatın en güzel günleri ‘daha erken’ demekle geçer, sonra ‘çok geç’ olur.

Karar

Ne yapacağına karar ver ve yap.
Ne yapmayacağına karar ver ve yapma.

Yarin

Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun.
Niye bugünden başlamıyorsun.

Sıkıntı

Küçük sıkıntılar farelere benzerler,
Hareket ettiniz mi hemen kaçarlar.

Şair

Demin bi beşlik okudum aynen şöyle diyordu:

Eğer bana evet derse
Bırakırım şairliği.
Şairlik zaten mutsuz adam işi.
Senden âlâ şiir mi var.
Baba olur evime ekmek getiririm.